Giresunsonhaber.com
Sebze meyvede künye zorunluluğuTarih 21 Aralık 2017, 21:59 |  Editör: Editör Admin

Sebze meyvede künye zorunluluğu

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın Sebze ve Meyvelerin Toptan ve Perakende Ticaretinde Kullanılacak Künyelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliği Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

 

Sebze ve meyvelerin toptan ve perakende ticaretinde kullanılacak künyelere ilişkin usul ve esaslar belirlendi. Sebze ve meyvelerin toptan ve perakende ticaretinde kullanılacak künyelerde ürünün miktarı, nereden geldiği, üretici bilgileri ve üretim tarihinin de aralarında yer aldığı bazı bilgiler yer alacak. Tebliğ ile sebze ve meyvelerin toptan ve perakende ticaretinde kullanılacak künyelere ilişkin usul ve esaslar belirlendi.

 

Geçen sayımızda bu konuyla ilgili detaylı bilgileri verdik. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın açıklamalarının ardından taraflar arasındaki polemik kızıştı. Perakendeciler farklı, Bakanlık farklı açıklamalarda bulundu. Her iki tarafında ortak yanı ise sebze ve meyvenin tüketicilere ucuza satılması. Bizde bu sayımızda bu konuyu mercek altına aldık. Perakendecilerin, sivil toplum kuruluşlarının görüşlerini aldık.

 

TPF: Maliyetlerimizi azaltıcı tedbirler alınmalıdır

 

Yaş meyve sebze işi perakendeciliğin en önemli kategorilerinden birisi olmasının yanı sıra, rekabetin en fazla yaşandığı kategori olduğu ifade eden Türkiye Perakendeciler Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Altunbilek, “Bir perakendecinin başarısını ya da başarısızlığını da etkileyen en önemli satış kollarından birisi olan meyve sebze işi müşteriler içinde günlük takip edilen bir kategoridir. Bu sebeple mağazalarımızın en önemli noktaları meyve sebzeye ayrılmıştır. Çalışma enerjimizin en önemli kısmı da yine bu birime ayrılmaktadır” dedikten sonra şunları söyledi:

 

“Meyve sebze ürünlerinin etiketlerine üreticiden alış fiyatlarının yazılma zorunluluğu konusuna gelecek olursak, tüketicileri bilinçlendirme açısından bakıldığında çok doğruymuş gibi algılanmaktadır. Müşteri gittiği markette satın aldığı ürünün kaça mal edildiğini bilecek; fahiş fiyatla mı satılıyor, yoksa alışveriş yaptığı yer normal bir karla mı çalışıyor, bunlar ilk bakışta kulağa çok hoş geliyor. Ancak durum tam da böyle değil. Öncelikle şunlar bütün taraflarca bilinmeli:

 

1- Her bir ürünün satın alınma yeri; halden mi, tarladan mı alınıyor?

 

2- Tarladan alınıyorsa yolda uğradığı kayıplar,

 

3- Hal komisyon ücretleri,

 

4- Taşıma koşulları,

 

5- Kilogram başına ödenen taşıma ücreti,

 

6- Ürünlerin doğal fire oranları,

 

7- Seçtirilerek satılan ürünlerin uğradı zarar ve fireler,

 

8- Marketlerin işletme maliyetleri,

 

9- Marketlerin karlılığı,

 

Yukarıda saydığımız bu başlıkların her biri satış fiyatının oluşmasında önemli bir etkendir. Alış fiyatları etikete yansıtılıp, yukarıda sayılmaya çalışılan başlıklardan oluşan maliyet etikete yazılamadığı takdirde müşteriler sanki 1 TL ye alınan bir ürünün 2 TL ye satılıyormuş gibi yanlış bir algıyla karşı karşıya kalacaktır. Bu ise bütün tarafları olumsuz etkileyecektir.

 

Yukarıda sayılan başlıkların maliyet oranları her ürün için, her bölge için, her mevsim ve hatta her ay için, her alım koşulu ve her işletme için farklılıklar gösterdiğinden bir standarda bağlamakta mümkün olamayacaktır. Oluşan bu ilave maliyetlerin etikete yansıtılmasına idare izin dahi verecek olsa, standardı olamayacak bir konunun etikete yansıtılması bütün işletmeler tarafından farklı algılanıp farklı kullanılacağı için daha büyük bir karmaşaya sebep olacaktır.

 

Bizler perakendeciler olarak rekabetin çok yoğun yaşandığı bir ortamda işletmelerimizi ayakta tutmak için büyük çabalar harcamaktayız. İşletmem ve Federasyon olarak idareden beklentimiz çalışmalarımızı yaparken bizlerin işlerini kolaylaştırıcı ve maliyetlerimizi azaltıcı tedbirler alınması yönündedir.

 

Özetle belirtmek gerekirse, yeni uygulamaya alınan alış fiyatının etiketlere yazdırılma uygulaması, yukarıda sayılan sebeplerden dolayı müşterilerin kafasını karıştıracak, bizim satış fiyatını nasıl oluşturduğumuzu müşterilerimize anlatmamızı zorlaştıracaktır.”

 

Kalkınma Bakanı: Soğuk zincirdeki aksaklıkları giderelim

 

Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, destek mekanizmaları olduğunu, ancak yüzde 20 zayiattan bahsedildiğini ifade ederek, “Bu zayiatı düşürmemiz lazım. Dünya standartlarını getirici tedbirleri alacağız. Soğuk zincir, ihtiyacımız var, yapmamız gerekiyor, eksiklerimiz var. Biz destek vermeye hazırız. Gelin beraber çalışalım, soğuk zincirdeki aksaklıkları giderelim” şeklinde konuştu.

 

Özdemir: Marketler meyve-sebzeden para kazanamaz

 

Gıda Perakendecileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir, Resmi Gazetede yayınlanan gıda ürünlerinde kullanılması zorunlu hale getirilen künye uygulaması konusunda itirazlarda bulundu. Bu uygulama ile künyelerde meyve ve sebzenin alış fiyatının yazılmasının kendilerini tüketici ile karşı karşıya getireceğine dikkat çeken sektör temsilcileri, “Örneğin malı direk Antalya’da çiftçiden alan ile halden alan arasında fiyat farkı var. Antalya’da çiftçiden 50 kuruşa alıyorsun. İstanbul’da halden 2 liraya alıyorsun. Perakende noktasında her iki firmada 4 liraya satıyor. Eğer bu alış fiyatları yazılacaksa tüketici ile karşı karşıya bırakılırız. Çünkü alış fiyatı ile iş bitmiyor. Enerji, malın nakliyesi, çalışan masrafı, dükkan kirası, yaş-meyve sebze de verilen fireler gibi bir çok ek maliyet var. Örneğin Antalya’dan 100 kilo olarak çıkan bir ürün, İstanbul’a gelene kadar 75 kiloya inebiliyor. Fire veriyor. Çünkü bunlar taze ürünler. Bunları nasıl yazacağız künyeye. Sürekli yaş meyve sebzede perakendecilerin çok yüksek fiyata satış yaptığı konuşuluyor. Ama hiçbir market yaş meyve sebzeden kâr etmiyor. Aksine zarar yazılıyor” ifadelerini kullandı.

 

GPD Başkanı Nihat Özdemir de konuya örneklerle açıklık getirdi. Özdemir, şunları söyledi:

 

“Adana’dan karpuz alıyorsunuz. Ancak karpuzun İstanbul’a nakliyesi karpuzun fiyatından daha yüksek oluyor. Bu karpuzu aldığımız fiyatı yazmak ne kadar doğru olur. Ayrıca marketler meyve-sebzeden para kazanamaz. Ancak marketlerin en büyük rekabeti de meyve sebzede yaşanır. Tüketici bir marketin ucuz ya da pahalı olduğuna meyve-sebze fiyatlarından karar verir. Böyle bir durum varken marketlerin meyve-sebze fiyatlarını yükseltmesi mümkün değil” diye konuştu.

 

Songör: Ortada kar yok

 

Bu durumu vatandaşa anlatmakta zorluk yaşayacaklarını ifade eden Uyum Gıda Genel Müdürü Mustafa Songör, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin sektörü bilmesine rağmen böyle bir karara imza atmasının hayal kırıklığı yaşattığını söyledi. Songör, “Marketçilik ve halcilikle ilgili bakanın tecrübeleri var. En azından bizim kadar duruma hakim. Emin olun marketlerle ilgili bir yasa çıksa ve ‘marketlerde meyve-sebze satışı yasaklandı’ dense mutlu oluruz. Çünkü ortada bir kâr yok” dedi.

 

Bakan Tüfenkci: Gıda künyesi, üreticinin marka ruhunu, tüketicinin de sağlığını koruyacak

 

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Türkiye’de yaş meyve ve sebzede yüzde 25 zayi olduğunu belirterek, “Bu da 25 milyar liralık kayıp demek” dedi.

 

Türkiye’de 2015 verilerine göre, yaş meyve ve sebzenin yaklaşık 100 milyar TL’lik bir işlem hacmine sahip olduğunu ifade eden Tüfenkci, bunun yüzde 20’sinin zayi olduğunun söylendiğini belirterek, “Ama Merkez Bankası ve TÜİK verilerine göre, bu oran esasında yüzde 25’lere denk geliyor. Bizim çalışmalarımız da Türkiye’de yüzde 25 oranında zayi olduğunu gösteriyor. Mersin Halciler Federasyonu Başkanımızın hesaplamaları mütevazı bir hesaplama ki, kiloda 1 lira olduğunu düşündüğünüzde yüzde 25 oranlık zayi 25 milyara tekabül ediyor. Bu, Türkiye ekonomisinin kaybı, sizlerin kaybı, bunun üzerinden ticaret yapanların kaybı ama en büyük kayıp üreticilerinin ve tüketicilerinin kaybı. Bizim amacımız, istiyoruz ki, tüketicimiz ucuz meyve ve sebze tüketsin. Üreticimiz emeğinin karşılığını alsın. Üreticimiz emeğinin karşılığını almadığı takdirde hem üretimde azalmalar meydana geliyor hem de üreten ürettiğinden bir şey anlamıyor. Üretimde verimlilik ayrı, çeşitlilik ayrı bir nokta ama siz ürettiğinizi satamıyorsanız, satamadığınız ürün sizin değildir. Bunu satıyorsanız, pazarlıyorsanız, pazar bulabiliyorsanız bir anlamı var. Dolayısıyla biz bu noktada çalışmalarımızda hem üreticiyi hem tüketiciyi düşünmek zorundayız” diye konuştu. Üreticiden çıkan ürünün, tüketiciye ulaştığı noktaya kadar giderek yükselen fiyat uçurumuna da değinen Tüfenkci, tedarik zincirinde, üreticinin ürettiği ürününü ya hale götürdüğünü ya da tüccara teslim ettiğini anlatarak, “Ondan sonra bir başka mekanizma devreye giriyor ve o mekanizmadan bu fiyatlar nasıl seyir alıyor veya perakendeye gidiyor, nasıl seyir alıyor, bunu izlememiz, görmemiz açısından da mekanizmalar ve kayıtlar oluşturmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

 

Tüfenkçi, yaş meyve ve sebze üretim ve tüketimi zinciri içinde özellikle soğuk hava depolarının ve zincirinin de önemli bir konu olduğunun altını çizdikten sonra şunları söyledi:

 

“Çalıştaylar sonucunda sağlıklı bir Hal Yasası’nı oluşturmayı umuyoruz. Acele etmiyoruz, bu çalıştayların yapılmasını bekliyoruz. Buradan çıkacak sonuçlar neticesinde biz adım atacağız. Biz hiçbir düzenlemeyi sektör görüşü almadan hükümet olarak hayata geçirmemeye çalışıyoruz. Hızlı bir şekilde diğer çalıştaylarımızı da yapıp, hangi alanlarda adım atacağımızı belirleyen her türlü adımı atacağız.”

 

Yaş meyve ve sebzenin mevsimsel etkilerden en fazla etkilenen ürünler olduğuna işaret eden Tüfenkci, konuşmasına şöyle devam etti: “Burada aşırı bir oynaklık var. Yapacağımız çalışmalarla bu oynaklığı biraz düşürebilir, getireceğimiz standartlarla öngörülebilir fiyatları oluşturmak için uğraşabilirsek, bir bakıyorsunuz örneğin şeftali üretimi çok, belli bir zamanda tüketilmesi lazım, ona uygun soğuk hava depoları oluşturamadığımız, saklayamadığımız, raf ömrünü uzatamadığımız için 10 günde bütün üretim Mersin haline geliyor veya tüccara gidiyor veya markete gidiyor, fiyat çok düşük, yerlerde. Ama 10 gün sonra fiyatlara bir bakıyorsun, 5 kuruş olan mal 1 liraya çıkmış. 10 gün içerisinde böyle fırlayan bir etki var. Çeşitli depolama ve paketleme sistemiyle bunun raf ömrünü uzatırsak, üretimini planlayabilirsek, ambalajlamayı geliştirebilirsek başarı da sağlanabilir.”

 

Groseri: Hangi maliyetten bahsedildiği net değil

 

Groseri Yönetim ve İcra Kurulu Üyesi Levent Uğurses, sebze ve meyvelerin toptan ve perakende ticaretinde kullanılacak künyelere ilişkin usul ve esasların belirlenmesi üzerine görüşlerini dile getirdi. Şu an itibarıyla etiketlere gerekli bilgileri yazmadıklarını, zaten neler yazılacağını bilmediklerini, hangi maliyetten bahsedildiğinin ise net olmadığını söyledikten sonra şu açıklamada bulundu:

 

“Maliyetin çeşitliliği sıkıntılı, malın reyona gelene kadarki tüm süreçlerdeki giderleri nasıl ekleyeceğiz? Mal maliyetine, kimi mallar var kendi ardiyelerimize teslim, kimi mallar var biz gidip bahçede toplatıyoruz hatta başka hallerden getiriyoruz, şimdi bu operasyon maliyetleri aslında hep mal maliyetidir, o kısımlar yönetmelikte net değil.”

 

Hem üretim bölgesinden hem de halden mal aldıklarını söyleyen Uğurses, “İş yerimizde teslim en kolay olanı, alım fiyatı dışında bizde başka maliyeti yok dışarıya karşı ama onunda içeride operasyonel gideri var” dedikten sonra kar oranınız çok mu yüksek dediğimde ise Uğurses, “Böyle bir şey mümkün mü? Ne monopol ne de oligopol piyasadır içinde rekabet ettiğimiz piyasa. Çoğu işletmeye sorsanız ilk vazgeçecekleri alandır manav alanı, zordur karlılığı. Fiyatı yükseltemezsiniz anında tepki verir müşteri, piyasaya hakimdir, pazarıyla, diğer marketlerle sizi sürekli kontrol eder zaten” dedi.

 

Tunçalp: Perakendeci derdini anlatamıyor

 

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın sebze meyvede künyelere ürünlerin alış fiyatını yazdırmak istemesinin, tüketiciyi koruma amaçlı ve iyi niyetli bir karar olduğunu söyleyen dergimiz yazarı Ercüment Tunçalp, konu hakkında şunları söyledi:

 

“Ancak maalesef perakendeci derdini anlatamıyor. Sadece ‘fahiş kâr elde etmiyoruz, vatandaşla sorun yaşarız’ diyorlar. Sayın Bakan da haklı olarak ‘madem düşük kâr ediyorlar, şeffaf olarak tüketici görsün’ diyor. İşte bu iletişimsizlik sebebiyle sorun da burada oluşuyor.

 

Aslında alış fiyatı yazılınca tüketici ‘şeffaf olarak’ göremez. Kafası daha çok karışır. Zira bir UHT sütün alış fiyatını etikete yazmakla, domatesin alış fiyatını yazmak aynı şey değildir. Domates nakliye sırasında, indirme sırasında, tezgahta seçerken elleme sebebiyle fire verir. Kısmen bozulanlar 2. satışa ayrılır. Sağlam kısmı bile başladığı fiyattan bitirilemez. Akşama doğru çoğu zaman fiyat indirimi uygulanır. Bunların tamamı firedir ve ürün cinslerine göre fark oluşsa da ortalama % 20 kayıp söz konusudur. Hizmet reyonu olduğu için yeterli elemana ihtiyacı vardır. İşte bu iki sebep bile; süt etiketi ile halden alınan meyve sebze etiketi arasındaki farkı yaratır.

 

Çözüm alış fiyatı yerine maliyet fiyatının konulmasıdır. Aksi takdirde tüketici; hal alış fiyatı 2 lira, satış fiyatı 4 lira olan ürün etiketi için şikayet ederken, perakendeci fazla kâr etmediği için kendisini mağdur hissedecektir. Durum bölge alımlarında daha da zordur. Tarladan veya bahçeden 1 liraya alınan bir ürün İstanbul’da 4 liraya satılıyorsa, örneğimizdeki sütün kâr marjına ulaşamaz.

 

Çünkü manav ürünlerine özel aşağıdaki maliyet kalemleri vardır:

 

Tarlada veya bahçede kesim ve toplama işçiliği, üretim bölgesi hal satış komisyonu, depolara nakliye, depodaki çıkma ürün maliyeti (fire), depo kirası ve depodaki işçilik maliyeti (boylama ve ambalajlama), kasa maliyeti, şehirlerarası nakliye, şubelere şehir içi nakliye, yoldaki kayıp ve stok farkı maliyeti, üç ayrı noktada yükleme ve boşaltma hammaliyesi (bölge, ana depo, şube) söz konusudur. Fireler düşüldüğünde ancak % 25-26 brüt kâr kalır.

 

Bilmem, net kârâ ulaşmak için dükkan, personel, enerji, reklam ve diğer giderleri de bu orandan düşmek gerektiğini hatırlatmaya gerek var mı? Peki bu müşteriye nasıl anlatılacaktır?

 

Sonuçta; tarladan 1 liraya alınıp, 4 liraya satılan domates UHT süt kadar kazandırmaz ama kavga çıkartır. Dolayısıyla tüketicinin doğru sonuca ulaşabilmesi ancak ürünün toplam maliyet fiyatını görmesiyle mümkün olabilir. Eminim söylediklerimiz test edildikten sonra gereken değişiklik ilgili Bakanlığımız tarafından yapılacaktır.”

 

Çukurova PERDER: Perakendeciler fiyatları şişirmiyor

 

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi, sebze meyvedeki künye uygulamasının konuşulduğu özel bir toplantıda Çukurova PERDER Başkanı Cahit Kaplaner ve Çukurova PERDER Üyesi perakendecilerle buluştu.

 

Tüfenkçi künyelere üretici fiyatı yazma uygulamasıyla sebze meyve fiyatlarında düşüş sağlama yönünde planları perakendecilere anlattı. Çukurova PERDER üyeleri ise Bakan Tüfenkçi’ye etikete üretici fiyatı yazmanın enflasyona çok etkisi olmayacağını çünkü zaten perakendecilerin fiyatı şişirmediğini, maliyetlerden sonra mecbur oldukları fiyatı etikete yansıttıklarını iletti. Perakendeciler, Bakan Tüfenkçi’ye sebze meyvede fiyatları indirmenin KDV oranını düşürmek ve lojistik süreçlerdeki aracı maliyetlerini düşürmek gibi yöntemlerle olabileceğini tekrar aktardı.

 

EDESOB: Künye, etiket formatında basılacaktır

 

Edirne Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (EDESOB) Başkanı Emin İnağ, meyve ve sebze ticareti hakkında uygulama esaslarının Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmesi üzerine bilgi verdi. Künye, sistem üzerinden tekli künye, çoklu künye veya etiket formatında künye kullanılacağını aktaran İnağ, şunları kaydetti:

 

“Tek mal için tekli künye kullanılacaktır. Aynı araç ile birden fazla mal taşınması halinde mallar için tekli künyeler ya da çoklu künyeler kullanılabilecektir. Kap veya ambalaj içinde perakende satışa sunulan mallar ile kap veya ambalajından çıkartılarak perakende satışa sunulan mallar için kullanılacak künye, etiket formatında basılacaktır. Kendilerince üretilen malları, üretim yapılan yerde, yakınında veya pazar yerlerinde perakende satışa sunan üreticiler ile henüz satışa konu edilmemiş mallarını üretim yapılan yerdeki tasnifleme ve ambalajlama tesisi, sınai işletme veya toptancı haline götüren üreticiler hakkında bu tebliğ hükümleri uygulanmayacaktır.”

SEMKOM: Künye uygulaması esnafı mağdur etmiştir

 

Türkiye Haller Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve Şanlıurfa Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği (SEMKOM) Başkanı Faruk Akbaş, yeni yürürlüğe giren etiket uygulamasını ve sahadaki uygulanabilirliğini anlattı.

 

Bu uygulamada birçok insanın hile yoluna gideceğini ifade eden Akbaş, bu uygulamadaki denetlenmelerin yapılması için depoların ve harmanların iptal edilerek ürünün direk tarladan tüketiciye gelmesi gerektiğini söyledi.

 

Bu yasanın masa başında hazırlandığını sahada bir geçerliliğin olamayacağını daha önce yetkililere anlattıklarını belirten Akbaş, “Bu yeni bir uygulama değildir. 2010 yılında yürürlüğe girmesi beklenen ancak çeşitli etkilerden dolayı 2011 yılına aksatılan ama 2011 yılından bu yana yürürlükte olan yeni Hal Yasası Kanunu’yla esasen mevcut olan bir yasadır. Biraz değiştirilmiş bir yasa olarak yürürlüğe girdi. Bu yasayla ilgili daha önce de eleştirilerimiz vardı. Önerilerimiz çok dikkate alınmadığından dolayı 5 yıldır Hal Yasasıyla yönetilmekte olan hal pazarlarında durum çok sıkıntılıdır. Esnafımız yeni hal yasasını tam olarak kavrayamadığından dolayı hal yasasının eksikliğinden dolayı da fayda yerine zarar sağlamıştır” dedi.

 

Küçük iller ile büyük illerin söz konusu uygulamada aynı kategoriye alınmasının yanlış olduğunu söyleyen Akbaş, “Hal Yasasıyla alakalı eleştirilerimizde Muş, Şanlıurfa gibi bir ilin Antalya Hal Pazarı ile kıyaslanmasındaydı. Çünkü bu başarısızlık getiriyor. Bugün Antalya Hal Pazarı dünyaya ihraç yapabilen bir üretim bölgesidir. Ama Şanlıurfa, Mardin, Muş, Batman Hali küçük tüketici halidir. Bu tüketici hal pazarları üretici haliyle karıştırılmasın. Şu an bu künye uygulaması esnafı mağdur etmiştir” ifadelerini kullandı.

 

Yeni künye uygulamasının sahada uygulanmasının mümkün olmadığını ifade eden Akbaş, şöyle devam etti:

 

“Çünkü çok büyük bir denetimle denetlenmesi gerekmektedir. Ancak sahada sebze ve meyve sektöründe yeteri bir denetimin yapıldığını göremedik. Bu yürürlüğe giren künye uygulamasının ayrı ekip ve birimle ciddi bir şekilde denetlenmesi lazımdır. Çünkü bugün Antalya’nın herhangi bir serasından çıkmış bir ürün direk piyasaya gelmiyor. Bu tüccarlarımızın ve oradaki depolarımızda harmanlandıktan sonra ayrıştırılarak ambalajlanmaktadır. Yani direk seradan çıkıp piyasaya sürülmüyor. İhracata yönelik künye uygulaması başarılı olur fakat iç piyasada başarısız olacaktır. Çünkü depolardan gelen ürünlerin geriye dönük tespiti mümkün değildir. Yine insanlarımız bunun hilesine kaçacaktır. Bu nedenle insanlar farklı yönleri bulup yasa kâğıtta kalacaktır. Sahada hiçbir faydası olmayacaktır. Yani vatandaş meyve sebzenin hangi ilden, hangi seradan geldiğini göremeyecektir. Biz iddia ediyoruz. Bu zamanlarda bu yasanın hedefine ulaşacağına inancımız yoktur. Çünkü diğer uygulamalarda ki eksiklikleri gördüğümüzden dolayı bu konuda ciddi bir denetim yapılacağına inanmıyoruz.”

kaynak: 

http://www.retailturkiye.com/kapak-konusu/sebze-meyvede-kunye-zorunlulugu-fiyatlari-asagi-cekecek-mi





 |  Bu haber 121 defa okunmuştur.

EKONOMİ  KATEGORİSİNDEN HABERLER

TMO'dan AÇIKLAMA

TMO'dan AÇIKLAMA TMO 2018 YILI SONUNA KADAR KABUKLU FINDIK STOKLARINI SATMAYACAK

TMO GENEL MÜDÜRÜNÜN KARADENİZ ZİYARETİ

TMO GENEL MÜDÜRÜNÜN KARADENİZ ZİYARETİ TMO Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ahmet GÜLDA

Sahte Para Kontrol Kalemi hediye

Sahte Para Kontrol Kalemi hediye SAHTE PARA KURBANI OLMAYALIM

GİRESUN ADASI

GİRESUN ADASI Giresun Valiliği Giresun Adası ile çıkan haberler üzerine bir açıklama yaptı.

Fındık Hasadı İşçi ve Patoz Ücretleri

Fındık Hasadı İşçi ve Patoz Ücretleri fındık toplama işlerinde çalışacak (İşçi, aşçı, çuvalcı, katırcı ve patozcu)

DOĞALGAZ ÇALIŞMALARINI DEĞERLENDİRDİ

DOĞALGAZ ÇALIŞMALARINI DEĞERLENDİRDİ Vali Sarıfakıoğlulları ve Başkan Aksu devam eden doğalgaz çalışmalarını beraber değerlendirdiler.

DÖRT YILDA 430 BİN ESNAF İFLAS ETTİ

DÖRT YILDA 430 BİN ESNAF İFLAS ETTİ 2018 yılının ilk iki ayında 20 bin 308 esnaf iflas bayrağını çekerken

“YENİ BÖLGE HALİNE İHTİYAÇ VAR“

“YENİ BÖLGE HALİNE İHTİYAÇ VAR“ Başkan Kerim Aksu, sorunun temelden çözümü için bölge hali kurulması gerektiğini

TMO FINDIK SATIŞI 33 MİLYONA ULAŞTI

TMO FINDIK SATIŞI 33 MİLYONA ULAŞTI 22 Şubat’tan bu güne kadar toplam 33 milyon TL karşılığı fındık depolardan

Tüm videolar

  El Cordobes - Daddara Mehmet
 

El Cordobes - Daddar

İzlenme:176

   
  Çaça - Daddara Mehmet
 

Çaça - Daddara Mehme

İzlenme:134

   
  Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz - Daddara Mehmet
 

Eşkiya Dünyaya Hüküm

İzlenme:136

   
  Daddara Mehmet Hatırla Sevgili
 

Daddara Mehmet Hatır

İzlenme:185

   

Tüm fotoğraflar

  Giresun
 

Giresun

İzlenme:5748

   
  Giresun
 

Giresun

İzlenme:3279

   
  Giresun
 

Giresun

İzlenme:2433

   
  Giresun
 

Giresun

İzlenme:4211

   

HAVA DURUMU

Gazeteler

Döviz kurları